Dünya mimarlık ve din tarihinin önemli yapıtları arasında olan Ayasofya gerek ihtişamı ve tarihi, gerekse de işlevselliği ve büyüklüğü yönünden sanatseverler ve turistler için önmeli bir yer teşkil ediyor. Ayasofya, Doğu Roma İmparatorluğu'nun İstanbul'da yaptığı ve Megale Ekklesia (Büyük Kilise) olarak isimlendirdiği bir kilisedir. Ayasofya, iki kez yıkılmış ve aynı yerde üç kez inşa edilmiştir ve 5. yüzyıldan itibaren "Kutsal Bilgelik" anlamına gelen "Ayasofya" adı verilmiştir. Ayrıca Ayasofya Doğu Roma İmparatorluğu'nda hükümdarların taç giydiği, başkentin en büyük kilisesi olarak katedral işlevi görmüştür.

Ayasofya Müzesi'nin içinden bir görüntü.

Ayasofya'nın iki kez yıkılıp üç kez inşa edildiğini söylemiştik. Bu süreçlere biraz değinelim. Ayasofya ilk olarak Doğu Roma İmparatoru olan İmparator Konstantios tarafından 360 yılında ilk kez yaptırılmıştı. Fakat ne yazık ki İmparator Konstantios yaklaşık bir yıl sonra 361'de öldü. Ardından İmparator Arkadios’un karısı İmparatoriçe Eudoksia ile İstanbul Patriği İoannes Chrysostomos arasında çıkan anlaşmazlıklar nedeniyle, patriğin sürgüne gönderilmesi üzerine 404 yılında çıkan halk ayaklanması sonucunda Büyük Kilise Megale Ekklesia yakıldı ve yıkıldı.

Ayasofya yeniden inşa ediliyor…

404 yılında çıkan halk ayaklanması sonucunda yakılıp yıkılan Ayasofya, İmparator II. Theodosios tarafından 415 yılında yeniden inşa ettirildi. Fakat talihsiz Ayasofya İmparator Justinianos’un 5. saltanat yılında, aristokrat kesimi temsil eden maviler ile esnaf ve tüccar kesimi temsil eden yeşillerin İmparatorluğa karşı birleşmesi sonucunda çıkan ve tarihte “Nika İsyanı” olarak geçen, büyük halk ayaklanması sırasında 13 Ocak 532 yılında yeniden yıkıldı.

Ayasofya ikinci kez yeniden inşa ediliyor…

13 Ocak 532 yılında ikinci kez yıkılan Ayasofya'yı İmparator Justinianos dönemin iki önemli mimarı olan Miletos’lu (Milet) İsidoros ile Tralles’li (Aydın) Anthemios’a günümüze kadar yıkılmamak üzere 23 Şubat 532 yılında ikinci kez yeniden inşasına başlattırarak 27 Aralık 537 yılında törenle ibadete açtı ve Ayasofya'nın içine girerek şu sözleri söyledi, 

Tanrım bana böyle bir ibadet yeri yapabilme fırsatı sağladığın için şükürler olsun. Ey Süleyman seni geçtim.

Ayrıca "Ey Süleyman seni geçtim" cümlesiyle Kudüs'deki Hz. Süleyman Mabedi'ni kastettiğini sanıyorum herkes anlamıştır.

Ayasofya Müzesi'nin dışından bir görüntü.

Ayasofya IV. Haçlı Seferi sırasında İstanbul'un Latinler tarafından 1204-1261 yılları arasında işgali ile yağmalandı ve 1261 yılında Doğu Roma İstanbul'u yeniden almasıyla Ayasofya'da tekrar ele geçirildi. Fakat 1261 yılında Ayasofya alındığında oldukça harap durumda idi.

Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmed'in İstanbul'u fethetmesiyle Ayasofya Osmanlılar'ın oldu. Bu süreçte Ayasofya cami oldu ve Ayasofya Cami kavramı da ortaya çıkmış oldu. O tarihten itibaren Ayasofya kilise olarak değil Ayasofya cami olarak ibadete açıldı ve Ayasofya Cami olarak hitap edildi. Ayasofya Cami fetihten sonra güçlendirilerek en iyi şekilde korundu. Osmanlı Devleti'nin ve Mimar Sinan'ın minare eklemeleriyle Ayasofya tam anlamıyla cami oldu. Ayrıca yapıldığı tarihten itibaren pekçok deprem gören ve hasar alan Ayasofya Cami'ye Doğu Roma ve Osmanlı Devleti destek amacıyla payandalar ekledi. Mimar Sinan tarafından Ayasofya Cami'ye eklenen minareler de bu payandalar arasında sayılabilir. Osmanlı Dönemi’nde, 16. ve 17. yüzyıllarda, Ayasofya Cami’nin içine mihraplar, minber, müezzin mahfilleri, vaaz kürsüsü ve maksureler eklendi. Ayrıca Hattat Kadıasker Mustafa İzzet Efendi tarafından yazılan 8 adet hat levhası ana mekânın duvarlarına yerleştirildi. “Allah, Hz. Muhammed, Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin” yazılı bu levhalar İslam âleminin en büyük hat levhaları olarak biliniyor. Aynı hattat kubbenin ortasına ise Nur Suresi’nin 35. ayetini yazdı.

Ayasofya Müzesi'nin içinden bir görüntü.

916 yıl Kilise, 482 yıl da cami olarak hizmet veren Ayasofya Cami, Mustafa Kemal ATATÜRK'ün emri ve Bakanlar Kurulu kararı ile 1 Şubat 1935'de müzeye çevrildi. Bu tarihten itibaren cami sıfatı sona erdi ve müze sıfatı alarak Ayasofya Müzesi olarak faaliyete başladı. Tabii bu karar beraberinde birçok tartışmayı da beraberinde getirdi. Alınan bu karar doğru olup olmadığı bir kesim tarafından desteklenirken bir kesim tarafından bu kararı alanlar dinsizlik ile ilişkilendiriliyor. 

1936 tarihli tapu senedinde, Ayasofya “57 pafta, 57 ada, 7. parselde Fatih Sultan Mehmed Vakfı adına Türbe, Akaret, Muvakkithane ve Medreseden oluşan Ayasofya-i Kebir Camii Şerifi” adına tapulandı.

Ayasofya Müzesi'nin dışından bir görüntü.

Bugün Ayasofya Müzesi'ni yaz döneminde (1 Nisan-31 Ekim) 09.00-18.00, kış döneminde (31 Ekim-1 Nisan) 09.00-16.00 saatleri arasında pazartesi günü hariç olmak üzere 72TL ücret ödeyerek ziyaret edebilirsiniz. Küçük bir tablo oluşturacak olursak,

Ayasofya Müzesi Giriş Ücreti 72TL
Ayasofya Müzesi Kış Dönemi Kapanış Saati 16.00
Ayasofya Müzesi Yaz Dönemi Kapanış Saati 18.00
Ayasofya Müzesi Kapalı Olduğu Günler Pazartesi

[zombify_post]